10 Şubat 2011 Perşembe

Gregor Samsa

Franz Kafka (1906)
İstemediğimiz bir günün başlangıcında bazı sabahlar öyle bir uyanırız ki, kendimizi hamam böceği gibi hissederiz ve kalkamayız yatağımızdan. Ağır ve şekilsizizdir. Öyleki bu metafor içinde böcek olarak kalmak bile isteriz bazen.

F. Kafka'nın bu muhteşem öyküsünün baş kahramanıdır Gregor Samsa ve Kafka'nın bence iç dünyasının pek çok yönden özeti gibidir. Sabah uyandığında karnının üzerinde onlarca bacakçık olduğunu farkeden ve yerinden kalmakta güçlük çeken Gregor Samsa yaşadığı değişimden dolayı her nedense dehşete kapılmaz, tam tersine ilkin biraz durumu yadırgasa da hemen sonra bu değişimi kabullenir. 

Öykünün çok farklı ve çeşitli yorumları olmuştur ancak ben hep Samsa'nın-Kafka'nın içinde bulunduğu yalnız ve karanlık durumun bir yorumu olarak okumuşumdur öyküyü.  Yaşadığı hayat artık ruhuna o kadar işlemiştir ki, üzerinden sıyırıp atamadığı bu yükün altında ezilir ama yok olmaz ve bir sabah aniden değişmiş-dönüşmüş olarak uyanıverir Samsa. Karakter, böcek olarak uyandığında haline üzüleceği yerde aslında onu bu hale getiren  şeylerden biri olan işine geç kaldığı için hayıflanacak kadar yeni durumuna uyum sağlamış ve etrafındakiler için kaygılanır durumdadır.


Pek çoğumuzun ilk gençlik yıllarından keşfettiği Kafka'yı hayatımızın ileriki yıllarında daha iyi anlayacak olmamız hiçbirimizin yükünü hafifletmeyecek olsa da aklımızın bir köşesinde Gregor Samsa'yı yaşatmak hepimize zaman zaman iyi gelecektir. Çünkü bizim için o, peşinden sürüklenerek aslında yok olduğumuz 'dünya' yı, dönüşerek yaşamaya çalışan bir 'uyumsuz'* olarak kalacaktır.

*Bakınız Albert Camus/Başkaldıran İnsan-Sisifos Söyleni-Uyumsuz kavramı



Hiç yorum yok: