7 Kasım 2013 Perşembe

Koku (film)

Sevdiğimiz her şeyi saklamak, sadece ve sonsuza dek bizim olsun isteriz. Somut anlamda onu sığabileceği boyutta bir kutuya koymak belki ya da soyut anlamda aklımızda, ruhumuzda hapsetmek isteriz. 


18. yy'da Fransa'nın yoksul bir balıkçı kasabasında, dünyanın en ağır kokularının arasında doğar Jean-Baptiste Grenouille. İnsani pek çok tarafı eksiktir ancak tüm bu eksiklikleri tek bir yeteneğinde fazlasıyla toplanacaktır; koku almak...

Dünyanın güzel ya da berbat tüm kokularını derinlemesine hissetmek, çılgınca bir koku duyusuna sahip olmak, eşi bulunmaz bir yetenek olacak belki, ancak bu yetenek bir katilin sevdiği kokuları saklamak tutkusuna döndüğü noktada sorgulamaya başlayacağız; o cezalandırılması gereken bir günahkar mıdır yoksa dünyaya büyük bir yetenekle gelmiş özel bir insan mı?

6 Kasım 2013 Çarşamba

Cehenneme Övgü


"...Biz gerçeğin kendisiyiz. Bırakın oyunlarını oynasınlar. İktidarların en büyük korkusu muhalefet değil, ciddiye alınmamaktadır..."

Totaliter aile, totaliter toplum, totaliter patron, totaliter devlet ve biz, sınırlı özgürlükle yetinen, daha fazlasını da talep etmeyen birey..

Gündüz Vassaf'ın Cennetin Dibi, Cehennem Övgü kitaplarından  ilki olan kitap, bireyin yaratıcılığı başta olmak üzere özgürlüğünü sınırlayan tüm kurum ve kavramlar üzerine geliştirdiği, dili oldukça yalın, ilginç bir kitap. İlginç çünkü yazar, aklınıza gelmeyecek daha önce düşünmediğiniz pek çok şeyi düşünmüş, değerlendirmiş, yazmış ve sizi şaşırtmıştır. Geceye övgüyle başlayan kitap, deliler, kahramanlar, aşıklar, dindarlar ve daha birçok şeyden bahsederek kendisini keyifle okutur. 

Tüm apartman dairelerinin, aynı şekilde odalara ayrıldığı ve bu odalarda yaşayan insanlardan çok odaların işlevselliği üzerine kurulu yapılar olduğundan tutun da; cennetin ne kadar sıkıcı olduğuna ve hiçbir yaratıcılığı içinde barındırmadığından oysaki cehennemin tüm dini tasvirlerde hep farklı ve hayal gücünün sınırlarını zorlayan şekilde resmedildiğine kadar ilginç ve sürükleyici pek çok şey bulunmaktadır kitapta.

Cehenneme Övgü, yazıların arasında bulduğumuz edebi tat haricinde, ilginç resimleri ve notlarıyla birlikte bize bir yöntem sunmaz belki ama pek çok noktaya dikkat çeker. Yöntem belki de son sayfada yazarın Baudelaire'den yaptığı alıntıda saklı olabilir.

Sarhoş olun! Ama neyle? Şarapla, şiirler ya da erdemle, nasıl isterseniz. Ama sarhoş olun.


9 Ekim 2013 Çarşamba

Janis Joplin



60'ların ortalarında bir kadın doğar blues'un içine, güçlü sesi ve tarzıyla bir anda adını duyuracak bir ses... Kısa yaşadı ancak sonrasında geride bıraktıkları, öldüğü toprakların çok uzağında bile onu yaşatmaya devam etti. 

Genç yaşta hayatını kaybetmesiyle adının hep, onunla aynı dönemde aynı yaşlarda hayatlarını kaybeden Jimi Hendirix ve Jim Morrison'la anılmasına sebep oldu. 


Janis Joplin zaman içinde müzik dünyasında blues'un unutulmaz kadın vokallerinden biri haline gelmiş, genç yaşında hızla yükselmiş ve kısa yaşamına pek çok güzel şarkı sığdırmıştı. Konser performanslarından bildiğimiz bu sakin ve uysal görünümlü kadın, sahnede şarkısını söylemeye başladığında adeta bir anda devleşip kocaman bir sese dönmekte, etrafını derin ve içten sesiyle sarıp sarmalamaktaydı.

Down on Me, Cry Baby, Piece of My Heart, Ball 'n' Chain, Maybe, To Love Somebody, Kozmic Blues, Work Me, Lord ve tabi Summertime gibi şarkılarla kulaklarımızda yer eden Joplin'in yorumladığı pek çok şarkı döneminde hit olmuş ve bugün de birer klasik haline gelmiştir. 

Onun sesiyle bir kez daha yaşama bir ağaç gibi köklerimizi bırakıyor ve toprağın altında adeta büyüyoruz. Summertime...




7 Ekim 2013 Pazartesi

Restless Heart


Restless Heart (1997) Amerikan RocknRoll'nun çok net ve temiz bir örneğidir diyebilirim. Albümdeki tüm parçalarda, gitar üzerindeki temel blues yürüyüşlerini çok rahat hissedersiniz.

1978-1989 yılları arasında Whitesnake'in muhteşem yükselişinin ardından, uzun bir süre sonra yayınlanan Restless Heart, farklı bir şeyler yapmak için değil belki ama iyi bir klasik rock albümü yapmak için hazırlanmış David Coverdale çalışmasıdır. Bu anlamda öyle uzun yıllar dinlenen Whitesnake albümleriyle pek karıştırmamak gerekir. 

Yine de Restless Heart dinlemesi keyifli bir arşivlik Whitesnake çalışması diyebiliriz.

Sınırda kalmayın!


 

6 Ekim 2013 Pazar

Çılgın Kalp

Bazen hayatınızı değiştirmek, düzene sokmak, aksak taraflarına çeki düzen vermek istersiniz ama çoğu kez bu o kadar zor olur ki, artık ne yazık ki kötü alışkanlıklarınız çoktan büyümüş ve kontrolden çıkmıştır. Bir alkolikseniz eğer, sizin için hayat sürekli yapacağı kaçamağa hazır olmak demektir ve bu kişi için de değişim yolu zorlu bir süreç olur.



3 Ekim 2013 Perşembe

Jethro Tull

Ian Anderson-Jethro Tull

Ve tanrı gitarı yarattı (Locomotive Breath) ... sonra da flütü belki de, tabii Jethro Tull'la birlikte Ian Anderson'ın çalması için. 

Bu adamlar sesi kıstığınızda madende çalışan cüceler gibi görünseler de sesi açtığınızda duyduğunuz uğul uğul bir rock ve etnik enstrümanlarla harmanlanmış müziğin muhteşem karışımı oluyor. 

Dönemin yaratıcılığını, deneyselliğini grup üzerinde çok rahat görebiliyorsunuz. Artık rock yalnızca kuru bir blues ve Amerikan country'si değildir, sahnelerden dünyaya taşan çok sesli bir koro olmuştur. Jethro Tull'ı izlerken 70'lerde rock müzik gerçekten yaşanmaya değer bir dönem olmalı diye içinizden geçiriyorsunuz.

Grubun konser kayıtlarından izlediğimiz pek çok performansı o kadar yüksektir ki özellikle flüt çalan solist Ian için, adam resmen kendini parçalamış diyorsunuz ve böylesi bir performansta hala tek parça kalan Ian Anderson'ı bir kez daha hayranlıkla dinliyorsunuz.