Yönetmen Luke Randall (2011)
4 Aralık 2013 Çarşamba
3 Aralık 2013 Salı
Scenes
Marty Friedman'ın 1992 yılında yayınlanan Scenes albümünün albüm kapağı hiçbir zaman hafızalardan çıkmamıştır. Kapak, özellikle fotoğrafın kenarına yerleştirilmiş esas teması ile hemen ilerinde bulunan sokak lambası arasında bir çizgiden fotoğraflanarak resime bambaşka bir derinlik katmış ve rock tarihine geçmiştir.
90'lı yıllarda bu albüm o kadar çok dinlenmişti ki bugün
kapağına baktığımda nedense albümle ilgili bir şeyler söylemeye ilk olarak fotoğraftan başlamak istedim.
Friedman müzik kariyeri oldukça dolu olan bir
müzisyen. Pek çoğumuz onu Megadeth'le bütünleştirmiş olsak da hayatını kaybeden Jason Becker'le Cacophony'li yılların ardından Megadeth ve solo albümlerle bir dolu kariyer.
2 Aralık 2013 Pazartesi
Death or Glory
Death or Glory, albümle aynı adı taşıyan 1989 yılı bir Running Wild şarkısı.
Atların ayak sesleri, havlayan köpekler ve borazan sesleriyle şarkı o kadar yüksek bir ritmle başlar ki kendinizi orta çağda cadı yakma törenin tam ortasında falan hissedersiniz ya da savaşa hazırlık yapan savaşçıların arasında. Derken şarkı ne zaman ilerler biter anlamadan bir anda çalan gaydalarla birlikte çoktan bir başka şarkıda buluverirsiniz kendinizi. Sürekli bir önceki şarkıyla süre gelen müziğin ritmiyle beraber içinizde koşturup duran atlar albüm boyunca hiç durmayacaktır.
Çok güzel yazılmış gitar ritmleri, soloları, onu takip eden davul ve baslarla birlikte albüm heavy metal klasikleri arasında yerini alır. Albümdeki tüm şarkıların birbirinden güzel olduğu Death or Glory'nin kapağı da bir o kadar güzeldir.
Etiketler:
1989,
Gitar,
Heavy Metal,
Müzik,
Running Wild
1 Aralık 2013 Pazar
Kağıt
Birey mi devlet için, devlet mi birey için vardır? Devlet her şeyin doğrusunu mu bilir? Kanunlar insanların hak ve özgürlüklerini korumak için mi vardır, yoksa devletin bireyleri kendisine bağlı köleler yapabilmek için mi var olmuşlardır?
Kağıt, birey-toplum-devlet arasındaki bu çemberde sorulması gereken soruları 1980 Türkiyesi etrafında, isteğinin yalnızca film çekmek olan ve bu yolda karşısına önce film tüccarlarının sonrasında da bürokrasinin çıkmasıyla birlikte yok edilen hayatları konu almaktadır.
"Ne çok insanı yetiştirip, aynı zamanda kendi ellerimizle yok ettik bu topraklarda. Düşünen, hisseden, yazan, okuyan kim varsa yakıp yıkıp yok ettik."
Etiketler:
2011,
Sinan Çetin,
Sinema
7 Kasım 2013 Perşembe
Koku (film)
Sevdiğimiz her şeyi saklamak, sadece ve sonsuza dek bizim olsun isteriz. Somut anlamda onu sığabileceği boyutta bir kutuya koymak belki ya da soyut anlamda aklımızda, ruhumuzda hapsetmek isteriz.
18. yy'da Fransa'nın yoksul bir balıkçı kasabasında, dünyanın en ağır kokularının arasında doğar Jean-Baptiste Grenouille. İnsani pek çok tarafı eksiktir ancak tüm bu eksiklikleri tek bir yeteneğinde fazlasıyla toplanacaktır; koku almak...
Dünyanın güzel ya da berbat tüm kokularını derinlemesine hissetmek, çılgınca bir koku duyusuna sahip olmak, eşi bulunmaz bir yetenek olacak belki, ancak bu yetenek bir katilin sevdiği kokuları saklamak tutkusuna döndüğü noktada sorgulamaya başlayacağız; o cezalandırılması gereken bir günahkar mıdır yoksa dünyaya büyük bir yetenekle gelmiş özel bir insan mı?
Etiketler:
2006,
Ben Whishaw,
Dustin Hoffman,
Patrick Süskind,
Sinema,
Tom Tykwer
6 Kasım 2013 Çarşamba
Cehenneme Övgü
"...Biz gerçeğin kendisiyiz. Bırakın oyunlarını oynasınlar. İktidarların en büyük korkusu muhalefet değil, ciddiye alınmamaktadır..."
Totaliter aile, totaliter toplum, totaliter patron, totaliter devlet ve biz, sınırlı özgürlükle yetinen, daha fazlasını da talep etmeyen birey..
Gündüz Vassaf'ın Cennetin Dibi, Cehennem Övgü kitaplarından ilki olan kitap, bireyin yaratıcılığı başta olmak üzere özgürlüğünü sınırlayan tüm kurum ve kavramlar üzerine geliştirdiği, dili oldukça yalın, ilginç bir kitap. İlginç çünkü yazar, aklınıza gelmeyecek daha önce düşünmediğiniz pek çok şeyi düşünmüş, değerlendirmiş, yazmış ve sizi şaşırtmıştır. Geceye övgüyle başlayan kitap, deliler, kahramanlar, aşıklar, dindarlar ve daha birçok şeyden bahsederek kendisini keyifle okutur.
Tüm apartman dairelerinin, aynı şekilde odalara ayrıldığı ve bu odalarda yaşayan insanlardan çok odaların işlevselliği üzerine kurulu yapılar olduğundan tutun da; cennetin ne kadar sıkıcı olduğuna ve hiçbir yaratıcılığı içinde barındırmadığından oysaki cehennemin tüm dini tasvirlerde hep farklı ve hayal gücünün sınırlarını zorlayan şekilde resmedildiğine kadar ilginç ve sürükleyici pek çok şey bulunmaktadır kitapta.
Cehenneme Övgü, yazıların arasında bulduğumuz edebi tat haricinde, ilginç resimleri ve notlarıyla birlikte bize bir yöntem sunmaz belki ama pek çok noktaya dikkat çeker. Yöntem belki de son sayfada yazarın Baudelaire'den yaptığı alıntıda saklı olabilir.
Sarhoş olun! Ama neyle? Şarapla, şiirler ya da erdemle, nasıl isterseniz. Ama sarhoş olun.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

.jpg)


